Ne taraftan gelecek, eşitlik mi sağlanacak, yoksa ikinci gol yine paganlar tarafından mı atılacak.
Bu gol sesi İran’dan mı gelecek, Tayvan’dan mı gelecek, yoksa Yemen’den mi gelecek veya uzatmaların oynandığı Ukrayna’dan mı ve uzantısı ve asıl hedef Avrupa’dan mı?
Veya bunun ötesinde asıl aktörlerin, hala devam eden kendi iç çatışmalarının sergilendiği yine kendi iç sahaları olan İsrail ve Amerika’dan mı?
Yoksa bu gol haberi hiç tahmin etmediğimiz, edemediğimiz yeryüzünün herhangi bir yerinden mi gelecek? Bunu yaşayıp göreceğiz.
Baş döndüren hızla devam eden bu mücadele ve bunların sergilendiği ülkelerin en hareketlilerini, kısmen genel olarak kısmen de özelde ortaya koyarak bir okuma yapacağım.
İsterim ki sizlerde, benim bu okumalarıma önyargısız ve sükunet ile katılasınız.
Ve düşünerek, aklederek benim bu tespitlerime katkıda bulunasınız ve böylece umuyorum k,i benim eksikliğime de katkıda bulunmuş olacaksınız.
Ukrayna’da, Yemen’de, Tayvan’da bu cepheler çok net iken, mücadelenin tarafları açıkça kendilerini ortaya koyar iken, esas yazımın ihtivasını şekillendirecek ve muhtemelen yakın zamanda gol sesinin geleceği ve tüm dünyayı etkileyecek “İran” ile ilgili ortaya koyacağım okuma, aslında bir çok insanın kafasında ki bu anlamdaki karışıklığı ortadan kaldıracaktır.
Yeryüzünde ki toplumların ve devletlerin hangi inanç yapısında ve nasıl konumlanacakları bu çaba ile cevap bulacaktır.
Çünkü burada ki tarafların duruşu karmaşık ve içerisinde hileler barındırmaktadır ve tarafların bulundukları yerlerinin anlaşılması şimdilik zordur, ama şimdilik.
Bu ülkenin tarafını ortaya koyarken veya koydurulmak zorunda bırakılırken, çekilecek acılar ve ızdıraplar esnasında, tamda bu esnada, ezber bozan bir okuma yapacağım ki; bulanıklık ortadan kalksın.
Şimdiden itiraz seslerini duymaktayım ama tüm sitemkar ve tehditkâr itirazlara rağmen bu okumamı ve düşüncelerimi yazacağım.
Burada açık yüreklilikle ifade edebilirim ki, benim ortaya koyacağım bu okuma mutlak doğru olarak ortaya koyacağım bir söz dizisi değildir, sadece ve sadece Rabbimin bana vermiş olduğu ufuk ile gördüklerim ve akabinde ortaya koyacağım savlarımdır.
İran toprakları, seküler dünyanın tavşan kaç tazı tut taktiği ile seküler yapı ve pagan inanç yapısının uzun zamandır çatışmalarını sürdürdüğü önemli bir saha olmakla beraber, bugünlerde bu iki kutbun bu sefer güçlü birer otorite ve yapı olarak en şiddetli çatışmalarının sergilendiği sahaya dönüştü ve burada ki çatışmanın sonuçları çok acı ve kanlı olacaktır.
Ne demek istediğimi daha açık ifade etmek istersem, İran’ın molla rejimi, devrim sonrası İsrail ve Amerika’nın seküler yapısı ile tazı taktiği ile sürekli kovalanır iken hem ekonomik hem siyasal olarak aslında seküler dünyanın öncü güçlerinin kucağına bir tavşan olarak teslim edilmiştir.
İnanç yapısı olarak tümüyle taban tabana zıt olmalarına rağmen Çin ve Rusya ile beraber hareket etmek zorunda bırakılmıştır.
Trump’ın ve paganların otoriteyi Amerika’da ve birçok önemli coğrafyalarda ele geçirmelerine kadar, bu böyle devam edip gelmiştir.
Ve bu noktada sıkıntı yoktu ve İran’ın zenginlikleri bir şekilde seküler dünyanın hizmetinde idi.
İnanç yoğunluklu bir otuz yıllık sömürülmüşlük, ta ki insanların canına tak edene kadar ve paganların bir güç olarak dünya sahnesinde yeniden bir otorite olarak yer almalarına ve İran’ı seküler dünyanın kucağından alıp kendi yanlarına oturtmak istemelerine kadar bu böylece devam etmiştir.
Artık bu düzen bu işleyiş değişmek zorunda idi ve seküler güç bunun farkında idi ve elindeki bu zenginliği kaybetmek istemiyordu.
Şu an ki İran’daki kaosun ve çatışmaların temelinde bu gerçeklik vardır.
Artık tavşan kaç tazı tut taktiği sökmemektedir.
İsrairilnin seküler yapısı ve Çin’deki uzantıları bu taktiği ısrarla devam ettirmek ister iken, Trump ve paganlar bunun değişimi için atağa geçmişlerdi.
Bunun için Trump alttan alta var olan otoriteyi hem pazarlık hem de tehdit ile kendi yanlarına çekmek istemiş ve bu yönde önemli mesafe katetmiş iken, belki de değişim gerçekleşecek iken, seküler yapı bu değişimi görmüş olmakla beraber, sokaklarda seküler yoldaşları ile harekete geçerek, gerçekleşmesi mümkün olan değişimi, otorite anlamında kendi lehlerine gerisin geri, devrimi devirerek, bu sefer başka bir otorite rengi ile tekrar hakimiyeti korumak istemişlerdir.
Bakmayın Trump’ın sürekli şu an ki otoriteyi tehdit etmelerine, aslında aba altından sopa göstererek kendi hedeflerini gerçekleştirmek istemektedir.
Rejimin ve taraftarlarının motivasyonunu güçlendirmek adına ters algı ile seküler toplumun başkaldırısını sindirmek istemektedir.
Trump’ın hedefi ise var olan otorite ile öyle ya da böyle bir şekilde anlaşarak, ikinci golü atarak, hem de kopmanın yaşanacağı bir dakikada bu golü atarak, yeryüzündeki hakimiyetini hem bu topraklarda hem de tüm etki alanlarında fiili ve psikolojik olarak sağlamaktır.
Sonucu göreceğiz, Allah-ü alem bu çok yakındır. Ben isterim ve arzularım ki, İran yönetiminin; sahip oldukları bağnazlıkları ve üzerine çökmüş oldukları kendi paylarına düşen zenginlikleri bırakarak ve halk ile paylaşarak, bu iki vicdansız yönelişe tekrardan ve yeniden dirsek göstererek, fıtratlarının seslerini dinleyerek Rabblerine geri dönmeleridir, umarım ve umut ederim.
Evet, yeryüzündeki bu iki kutbun, paganların ve sekülerlerin çatışması son sürat devam etmekle beraber, bizlere düşen üçüncü kutbu, kısacası insanlık onurunu kaldığı yerden, Filistin’de ayağa kalkan bu direnişin sürekliliğini sağlamaktır.
Buradaki dirilişi bizlere unutturmak istiyorlar, lütfen buradaki direniş ve direniş sahiplerine ve ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkileyen bu ruha sahip çıkmaya devam edelim, onurlu ve vicdanlı insanları ve onun mutlak ruhunu yalnız bırakmayalım.
T.K. @kul6303839