Epey zamandır, saha üstünlüğünü sağlamak adına, yeryüzüne hakim olmak isteyen temelde iki kutup, sözlü ve fiili olarak birbirlerine karşı ataklarını peşi sıra sergilemekteydi.
Son dönemde özellikle de şımarık ve alaycı bir şekilde paganlar ve temsilcileri Trump tarafından bu davranış ön plana çıkmaktaydı.
Fakat sonuç bir türlü değişmiyordu, mücadele daha çok orta alanda devam ediyor, arada bir sinsi ve kahpece ataklar yapılıyor, savunma ve tepkiler ölçülüyordu.
Bu dönemde paganlardan gelen yoklayıcı bu ataklar bir türlü gol olmuyor, somut olarak sonuca ulaşmıyordu, belki de sonuçlanması istenmiyordu.
Sahanın her tarafında sıkı presler gerçekleşiyor, her kesimi bunaltan planlar ve ufak ufak ataklar ve nihayetinde bunaltıcı fakat sonuçlanmayan algı temelli saldırılar gerçekleşiyordu.
Ve ilk kez paganlar, onların tanrılarının vekili ve ortağı olan Amerika ve Trump tarafından Venezuella da bir sonuç alarak, çok basit bir gol atarak, skoru hem fiziki hem de psikolojik olarak kendi lehine çevirmiş oldu.
Şimdi golü yiyen seküler kesim atağa geçerek skoru eşitlemeye mi çalışacak, yoksa savunmaya geçip ikinci golü yememek için, hem kendilerini hem de toplumların üzerine karabasan gibi çökerek katı savunma mı yapacak, yoksa teslim bayrağını çekerek, anlaşarak mücadeleyi teslimiyet ile mi sonuçlandıracak, mücadelenin sürdüğü tüm sahaları paganlara mı teslim edecek, bunu kısa zaman içerisinde hep beraber yaşayıp göreceğiz.
Görünen o ki; bu yöndeki tavır şimdilik, pısırık ve pasif bir savunma şeklinde gözükmesine rağmen, golün yenmesinin vermiş olduğu hayal kırıklığının atılmasının üzerinden, seküler kesimin öncüsü Çin atağa geçerek belki de Tayvan’da uzun süredir beklettiği işgali gerçekleştirerek skoru eşitlemeye çalışacaktır.
Bunu yapmak zorunda hissedecektir ve nasıllığı tartışılmakla beraber atağa geçecektir, hem kendi prestiji için hem de kendisine umut bağlayanlar açısından bunu mutlaka yapacaktır.
İnanıyorum ki; şimdilik her iki kesim de arka bahçelerinde bu ataklarını yaparak yeryüzündeki hakimiyetlerini ilan etme noktasında ki son çatışma alanı olan ve dünyanın pratik, ekonomik ve inançsal merkezi olan coğrafyada ki çatışma için tam anlamıyla güç dengelerini oluşturarak sahaya çıkmak isteyeceklerdir.
Çünkü bu sahada ki çatışma nihai çatışma olacak, burada kazanılacak başarı insanlık tarihinde yeniden otoritenin belirlenmesine ve hakimiyetin kimin eline geçeceğine karar verecektir.
Göreceğiz ki; arka bahçede ki ülkeler ve toplumlar çok hızlı bir şekilde zorla veya istemeye istemeye kendi duruşlarını şekillendirecek ve taraflarını bu büyük çatışma öncesi konumlandıracaklardır.
Bunun yansımasını hem orta Amerika kıtasında ve buradaki devletlerde görecek iken aynı zamanda Pasifik coğrafyanın Asya kıyısı civarındaki birçok devlette de bu değişimleri göreceğiz.
Hem paganlar hem de sekülerler kendi etki alanlarını netleştirerek yollarına devam etmek isteyeceklerdir.
Bu değişimlerin amacı, asıl çatışma coğrafyasının ekonomik, lojistik ve psikolojik alt yapı çalışması ve bu çatışma esnasında geri planda ki güvenliğini sağlamak iken, asıl çatışmanın olacağı coğrafyadaki devletlere ve toplumlara, burada gerçekleşecek şiddet, baskı ve değişim sırasında ve sonucunda oluşacak algı ve güç gösterisi ile teslimiyet çağrısı mesajı iletmek olacaktır.
Gelin bizim gücümüz karşısında direnmeyin ve bizlere teslim olarak bizimle beraber, bizim inanç şemsiyesi altında yaşayın diye.
Lütfen benim yapmış olduğum bu okumayı, bu tespitleri göz ardı ederek değil, bunların üzerinde sizlerde düşünerek, tefekkür ederek beraberce yoğunlaşalım.
Bu gelen son ve şiddetli kasırga öncesi, aslolan coğrafyada yer alan ve yaşayan bizler, evet bizler neler yapabiliriz ki bu kasırganın etkilerini üzerimizden savabiliriz ve bizler bu coğrafyanın gerçek sahibi ile barışık bir şekilde nasıl yaşayabiliriz diye seslice düşünerek birbirimize sormalıyız.
Ancak bu sorgulama ve düşünme ile beraber bulunduğumuz coğrafyanın ve bunun ötesinde ki tüm coğrafyaların barış ve selamet içerisinde yaşamasına vesile oluruz.
Gelin ne çok ortaklı düşüncelere ve onların öncülerine ne de başıboşluğa ve onun öncülerine kendimizi teslim etmeyelim, bunlara ve bunların bizlere sunduklarına mahkum olmayalım.
Gelin tek olan ve bizleri yoktan var eden Rabbimize yönelelim ve ona teslim olalım.
T.K. @kul6303839