Bundan önce ki üç makalemde yoğun olarak ve özellikle birçok yazımda, yeryüzünde hakimiyet mücadelesi veren iki kutbun savaşını ortaya koymaya çalışır iken, üçüncü kutba göndermeler yapmış, bunun doğuşunun emarelerini ortaya koyarak ve kendi açımdan bu doğuşun yakın zamanda ki gelişini müjdelemek istemiştim.

Bu çatışmanın saflarını ve yol haritalarını somut olarak ortaya koyar iken, geçen haftaki yazımın sonunda ifade ettiğim gibi bu hafta ki yazımı; İsrail sahasına, aslında Filistin sahasına odaklanarak yazacağımı ve buradaki yapının bir analizini, geleceğini ve geleceğimizi sizlerle paylaşacağımı söylemiştim.

İnsanlık tarihini şekillendiren bu sahanın gerçekliğini tüm yönleri ile ortaya koyarken, aynı zaman da bir doğuşun da habercisi olacağım.

Bunu ortaya koyarken hedefim umut satmak, insanları hayal dünyasında seyahat ettirmek olmayacak, asla, ama asla bu yönde bir yanlışım olmayacak.

Bu doğuş öyle bir doğuş ki; insanlığın umutla ve heyecanla beklediği ve tüm hücreleri kıpır kıpır harekete geçirecek derinliğe hitap eden bir doğuş olacaktır.

Bu gerçekliği de her kesimin anlayacağı ve algılayacağı net ifadeler ile ortaya koymaya çalışacağım, gücümün yettiğince.

Her türlü şiddete, zulme ve kahpeliğe rağmen, bu topraklar da çiçekler açmakta, iki yılı geçkin bir süredir yeryüzünü mis gibi kokular sarmaktadır.

Tüm engellemelere rağmen, toprağın yapısını bozacak ve bu toprağa salınan tüm zehirlere rağmen bu filizlenişe engel olamamaktadırlar, olmaları da mümkün değildir.

Artık filizler kök salmış, zaman zaman topraktan öncü filizler boy göstermiş, kokularını yeryüzüne salmış iken ve tüm filizlerin bütün ihtişamlıkları ile topraktan çıkmaları ve göğe erişmeleri an meselesidir.

Ve bu çıkışın zamanı gelmiştir, ortalıkta vicdanımıza ve yüreğimize dokunan yoğun bir çiçek kokusu söz konusudur.

Yeryüzünde ki seküler gücün sermaye kanadının ütopik kurumsal yapısı ve gücünü ihtiva eden İsrail devletinin kuruluşu, işgalci büyümesi ve şu anki geldiği noktayı ve hedeflerini iyi tahlil etmek zorundayız.

Bu tanımlamaları doğru anlarsak aslında yeryüzünün birçok noktasında ki kavgayı da anlamış oluruz.

Bunun yanında İsrail’i anlamak adına, oradaki seküler yapıyı( kapitalist-ırkçı-tanrısız ), siyonist yapıyı( siyasi-faşist ) ve Ortodoks yapıyı (çok tanrılı dindar ) ve yapıları da ortaya koyarak, gelinen bu noktayı ve işgalci yapının geleceğini daha iyi tahlil etmiş olacağız.

İsrail’in kuruluşunda seküler yapının kapital ilahları olan Rothchild ailesi; aktif olarak bu yapıyı tezgahlar iken, parayı kendisi finansa etmiş, siyasi kanat olarak siyonizmi ve Theodor Herlz’i kullanmış, toplumu oluşturmak adına Avrupa’daki, özellikle Rusya’daki, Polonya’daki vs. bu coğrafyada ki çok tanrılı dindar köle Yahudileri kullanarak bu devleti yüz yıllık sinsi bir plan ile oluk oluk kan akıtarak kurmuştur.

Halihazırda oluşan bu seküler yapı, hala varlığını sürdürmekte, iç çekişmelerine rağmen, ortak kin ve nefret ile beraber işgalci yapılarını büyüterek devam ettirmişlerdir.

Aslında ortak kin ve nefretleri bir olmalarına rağmen yeryüzü otoritesine de her bir taraf kendi düşünceleri ile hakim olmak istemektedirler.

Bu da ister istemez, hem kendi içlerinde hem de değişik coğrafyalarda iktidar mücadelesini doğurmaktadır.

Hristiyan paganların da bu çekişmeye katılımları ile beraber bu coğrafyada ki çekişme değişik bir boyuta ulaşmış oldu.

Ve şu an yeryüzünde ki iki kutbun çekişmesi aynı şekilde bu sahada da kendisini çok canlı bir şekilde göstermektedir.

İşte tamda burada paganların yeni müdahalesini, üçüncü golü atmak arzusu olarak bu sahayı görmekteyim.

Ve burada gerçekleşecek kavgayı ve iktidar değişimini ortaya koymaya çalışacağım.

Trump bu bölgede var olan toplumsal enerjilerin hem kendilerini değiştirerek hem de yeni yönlerini tayin ederek ve akabinde gerektiğinde, fiziki müdahale için yığınak yaparak ve zamanını kollayarak bu değişimi gerçekleştirmek isteyecektir.

Ve bu yönde hazırlıklarını da hızla yapmaktadır.

Trump, burada gerçekleştirebileceği değişimin, önemli bir lokomotif etkisi yaratacağını ve yeryüzündeki değişime de önemli katkılar sunacak olacağını ve üstünlüğü paganlar lehine çevireceğini bildiği için tüm motivasyonunu bu yöne çevirmiş bulunmaktadır.

Bu değişim burada olur olmaz bilemiyorum, bunu zaman bizlere gösterecektir.

Ama benim bildiğim, her iki kutbunda korktuğu ve ürktüğü, zaman zaman bir araya getirdiği gerçek ise bu zalimliklerin ortasından ve yakın coğrafyasından vicdanların derinliklerinden yürekli bir toplumun, yeryüzüne hüküm sürecek bir topluluğun çıkacak olması gerçeğidir.

Her iki taraf da bunu hissediyor ve önüne geçebilmek adına ne yapabileceklerini tartışarak uygulamaya koymaya çalışıyorlar.

Sürekli tuzaklar kurarak, Rabbimizin insanlığa sunmuş olduğu vicdani sesin önüne geçmek istemektedirler.

Ama ne yaparlarsa yapsınlar, ne kadar tuzak kurarlarsa kursunlar, buradan doğacak filizlerin büyümesine engel olamayacaklardır.

T.K. kul6303839